olmadın, olamazdın ve olmamalıydın

artık her gece rüyamda ağlaya ağlaya sana aşkımı etmekten bıktım. zaten mezun olana kadar sana bunu söylememek için de zor tuttum kendimi. bana inanmanı, karşılık vermeni geçtim, “sen bunu aşk zannediyorsun ama bu sadece bir hayranlık duygusu, benim de başıma gelmişti ama geçer etme” diyerek babacan tavırlarla “kibarca” reddedecektin beni. bundan adım kadar emindim. çünkü ben, senin zannettiğinden daha iyi tanıdım seni… üzerinde mutlaka gri, veya maviden en az bir renk giymeden okula gelmeyeceğini, bir kişide en çok önem verdiğin şeyin samimiyet ve dürüstlük olduğunu, tarihe, nostaljiye, müziğe ve mimariye ilgin olduğunu, amacının insanlığa faydalı olmak, iz bırakabilmek olduğunu, tevazu ve empatinin senin için sahip olunması gereken en iyi iki erdem olduğunu, senin için en değerli şeyin aile olduğunu, yaz-kış demeden bir mekanda her zaman orta ısı, insanı yormayan ama aydınlatıcı ışık ve mümkün olduğunda sessizlik aradığını, çayı demli sevdiğini, kuş sesine ve doğaya bayıldığını…. hepsini…. lisedeki edebiyat hocam “eğer şiir ağlamadan yazılıyorsa eksiktir” derdi… yazdım… bestesini de yaptım hatta… ve ne kadar ağladığımı hatırlamıyorum bile. yani kendini özel hissedebilirsin, uğruna bir şarkı yazıldı. senin için hazırlanmış ama sana asla verilmeyecek olan bir hediye… İnanmayacaksın ama bu itirafı yazarken bile hüngür hüngür ağlıyorum. biliyor musun, aslında senin beni hak ettiğini düşünseydim seni asla bırakmazdım. o yüzden sessizce çekip en iyisiydi. Ve sana kötü bir haber; SENİ UNUTMAYA karar verdim. Sevmek..? Sevmekten ise hiç vazgeçmeyeceğim. Yazdığım şarkı ve yazdığım bu itirafla birlikte artık her geçen saniye biraz daha silikleşiyor anıların hafızamda…. ve ben de ölüyorum seninle birlikte… ve son bir rica; seni unutmam için bana et olur mu?… büyüğünden küçüğüne son bir olsun. Veda, sana hiç söylemediğim ve asla söylemeyeceğim bir cümleyle olsun… SENİ SEVİYORUM…

Tagged: , , , , , , ,